Haberler, Kahve, Köşe yazıları, Sinema-Dizi
Comment 1

Türkçe gittigidiyor mu?

Referandum, Milletvekillerinin gözaltına alınıp serbest bırakılmaları, Trump’ın Özgürlükler Diyarının gerçek yüzünü yansıtmaya başlamasıyla meşgulken dünkü yazımdan ötürü epey bir eleştiri aldım GATA’dan sınıf arkadaşlarımdan… Sayemde Afganca öğrenen meslektaşım olduğunu görmek gözlerimi yaşarttı desem yeridir. Lakin 150-200 kelimeyle günü geçiriyorken üstüne yazı dilinde hatalar yapmak.. Haklılar bu konuda eksikleri gidermek gerek.. Önlem olarak yazılarıma 3 kişilik bir editör heyeti atamaya karar verdim 🙂

Aylardır Sözcü Gazetesi’nde her pazar keyifle yazısını okuduğum Oray Eğin’in önce 2 hafta yazmaması sonra da bir anda Habertürk’e transfer olması insanın kafasında soru işaretleri bırakmıyor değil… Okuyanlar bilir FETÖ karşıtı sivri yazılarıyla örgüte olan duruşunu net bir şekilde gösteriyorken bir anda Altaylı’nın köşe yazarlığını yaptığı bir gazeteye geçmesi hala kripto FETÖcülerin etkisi mi var sorularını akla getiriyor… Zamanla göreceğiz yazılarında nasıl bir evrim geçirecek ve hala aynı sertlikte yazılar kaleme alabilecek mi…

İstanbul Modern bünyesindeki Antrepo 4, son sergisi “Liman”ı sanatseverlerin beğenisine sundu. Bildiğiniz üzere Bülent ve Oya Eczacıbaşı’nın 12 yıl önce Karaköy’deki ‘İstanbul Limanı’ olarak bilinen adreste açtığı İstanbul Modern’in bünyesinde bulunan Antrepo 4 binası, uluslararası standartlarda bir modern sanat müzesine dönüşecek. Yenilenmeden önce ki son sergi bu ve bence kaçırmayın derim. Küratörlüğünü Çelenk Bafra ve Levent Çalıkoğlu’nun üstlendiği, 34 sanatçının resim, heykel, model, gravür, çizim, fotoğraf, video ve yerleştirmelerinden bir seçki sunan sergiyi 4 Haziran’a kadar gezebilirsiniz.

Trump rüzgarı sert esmeye devam ederken ona karşı tepkilerde çığ gibi büyümeye başladı. Önce Airbnb’nin CEO’su Brian Chesky bu karardan etkilenen göçmenlere Airbnb evlerini açacaklarını söyledi. Daha sonra Starbucks CEO’su Howard Shultz 10 bin göçmeni işe alacaklarını duyurdu. Derken Google’ın kurucusu ve CEO’su Sergey Brin San Francisco havaalanındaki protestoya “Ben de göçmenim” diye katıldı ve Google olarak 4 milyon dolarlık bir yardım bağışlayacaklarını açıkladı.

ABD’de Film Oyuncular Birliği’nin  her yıl dağıttığı SAG(Screen Actors Guild) Ödülleri, bu yıl da sahiplerini buldu. Gecenin kazananları Denzel Washington, Emma Stone ve Hidden Figures filmi oyuncuları oldu. Geçen yıl Oscar törenine yönelik “çok beyaz” eleştirilerinden sonra tüm ödül verici makamlar gibi Film Oyuncuları Birliği’nin de beyazlara yönelik ayrımcılık yapmama konusuna özen gösterdiği göze çarptı. Büyük ödüllerin pek çoğunun siyahi adaylara gitmesi dikkat çekti. Ödüllerde en dikkatimi çeken TV Komedi Dizisi En İyi Erkek Oyuncu dalında ödülü kazanan William H Macy, Shameless oldu. Henüz sadece ilk sezonunu izleyebildiğim kadarıyla benim gayet dikkatimi çeken bir dizi idi Shameless. Neden daha önceden keşfedememişim dediğim bir dizi ve izlemenizi öneririm. The Crown dizisi de geceye damgasını vurmuş ve beklediğim şekilde TV Dram Dizisi Dalında En İyi Erkek Oyuncu ödülünün sahibi John Lithgow oldu. 1.sezonda öne çıkan, tecrübesiyle süslediği oyunculuğuyla zor bir karakter olan Winston Churchill’i canlandıran özellikle Dexter’dan hatırladığımız John Lithgow.

Günün  3. Dalga Kahvecisi önerim; Coffee DepartmentKürkçü Çeşmesi Sokak, No:5/A, Balat, Fatih, 34087, Hafta İçi 08.00 – 18.00 arası, hafta sonu da 09.00 – 19.00 arası açık

İstanbul’da yöresel nitelikli kahvelerin harika tatlarını keşfetmeye hazırsanız doğru Balat’a. Pişman olmayacaksınız.. Hem tarihi dokusu harika kahvenizi içtikten sonra Balat’ı gezin harika bir pazar gezintisi olabilir sizler için…

Bugünkü köşe yazımı bazı nedenlerden dolayı geç yazabildim affola..

This entry was posted in: Haberler, Kahve, Köşe yazıları, Sinema-Dizi

tarafından

2008 yılında blogger macerasına başlayan kokbit uzunca bir süre ara verdi yazmaya.. ama gezmeye keşfetmeye fethetmeye değil.. görmemesi gereken ülkeler de tadılmaması gereken şeyler yer içerken o katedral senin bu kilise benim gezerken aklında hep dönmek vardı blog dünyasına. Kah Michael Jordan olacağım.. kah Teoman.. kah kahve içecek.. kah gitar çalacak.. kah Fransızca konuşacak.. kah doktorasını bitirecek.. ottomansla başladı kokbitle devam eden macerası hayatının Çakıl’ını bulduğu andan itibaren Bamm Bamm!a dönüştü.. hepsi ben bir ben içinde.. eski günlerdeki gibi uzmanı olduğu masallarını anlatmaya devam edecek.. o hala küçük kokbit…

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s