Gurme, Yemek, Şarap
Comment 1

Yeni Anadolu Mutfağı ve Mikla Restaurant

Bugün son 1 yıldır ismini daha sık duymaya başladığım, Dünya çapında büyük bir başarıya imza atan Mikla Restaurant’tan bahsedeceğim.

Mikla Restaurant Türkiye’de bir ilki gerçekleştirerek 3 yıldır the world’s 50 best restaurants (dünyanın en iyi 50 restaurantı) kategorizasyon sisteminde ilk 100’e girmeyi ve oradaki yerini yükselişiyle beraber korumayı başardı. 2015 yılında 96.sırada iken, 2017 yılı son listede 51.sıraya yükseldi. 

Ekran Resmi 2017-04-14 20.11.49

Göğsümüzü kabartan bu başarıyı yerinde görmek benim için ayrı bir keyif olacaktı. Yemeklere geçmeden önce bu başarının hikayesine bir bakalım.

Restaurantla ilgili bende merak uyandıran ilk şey ismi oldu. ‘Mikla’ nordik dillerde harika, şahane anlamına geliyormuş ve Vikingler bu kelimeyi İstanbul için kullanıyorlarmış. Peki neden Mikla? Çünkü restaurantın şefi Mehmet Gürs Fin-İsveç asıllı bir anne ve Türk babanın çocuğu, üniversite dönemine kadar da Stockholm’de yaşamış. Kuzey Avrupa geçmişi ve İstanbul’a olan bağıyla beraber kurduğu resturantına da bu ismi koymuş.

57b8366ec03c0e2a8cb7ae0c.jpg

Mehmet GÜRS

Mehmet Gürs aynı zamanda Num Num restaurantlarının sahibi ve Kronotrop kahve dükkanlarının ortağı. NTV’de arka koltuk programında yaptığı röportajda Kronotrop kahvelerinden biriyle v60 ile demleme yaparak programa başlıyor ki bu kahveyle olan ilgisi de ayrıca ben de büyük sempati yarattı.  Bu röportajını mutlaka izlemenizi tavsiye ederim; yaptığı işe dair çok aydınlatıcı açıklamalar yapmış. Yemeğin felsefesini yapan bir şefi izlemek benim için her zaman büyük bir keyif olmuştur.

Mikla Restaurant 2005 yılından bu yana hizmet veriyor. 120 kişilik iç kapasite ve nefis bir İstanbul tarihi yarımada manzaralı terası ile The Marmara Pera otelinin en üst katında yer alıyor. Rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Haftasonu için haftalar öncesinden yerinizi ayırtmalısınız. 

Restaurant ‘Yeni Anadolu Mutfağı’ ile sizi tanıştırmak üzere yemeklerini sergiliyor. Mikla restaurant web sitesinde Mehmet Gürs bu mutfağı şöyle tarifliyor:

“Bölge mutfağını taze bir bakış açısı ile ele alma vakti geldiğinin düşüncesindeyim. Geçmişteki zengin mutfak kültürlerinin hem bugün hem de gelecekte var olabilmeleri için yeni bir yaklaşım vazgeçilmez. Yeni Anadolu Mutfağı’nın kalıpları yok; mutfağa bir yaklaşım, onu algılama ve ele alma biçimidir. Bu yaklaşım birçok şekilde ve alanda yorumlanmalıdır.” 

Aslında çok ama çok zor birşey yapıyor. Kalıplaşmış bir mutfakta yaratıcılığını konuşturuyor. ‘Bir mantı ne kadar değişik yapılabilir, ya da sütlaç ‘ dediğinizi duyar gibiyim. İlerleyen satır ve görsellerde nasıl değişebildiklerine şahit olacaksınız. Hatta bu öyle bir değişim ki ‘Mantı’ yemeği San Francisco Modern Sanat Müzesinde sergilenmiş. Bir mantısever olarak buna çok sevindiğim gibi ülkemiz adına fazlasıyla gururlandım. Mehmet Gürs’ün başarılarından sonra sert ve yıkıcı eleştirilerde bulunanları, yaptıklarıyla görmek isteriz. Zira benzeri örneği şu an yok. 

İşin en güzel yanı ise ‘Yeni Anadolu Mutfağı’ yemeklerinin malzemeleri Mehmet Gürs tarafından Anadolu’da bizzat kendi tarafından keşfedilerek direk olarak üreticisinden temin ediliyor. Kuzu Samsun’dan, peynir Kars’tan, karadut Tire’den…Menüde yurtdışından temin edilmiş malzeme ile yapılmış hiçbir yemek yok. Üretimi teşvik açısından da harika bir örnek oluşturuyor. Keşif serüvenlerinden birine ortak olmak isterseniz bu yazıyı okuyabilirsiniz. Bir ilginç özellik de şefin antropologla çalışıyor olması. İlk kez duyduğum bu durum beni oldukça heyecanlandırdı. Sonuçları da ortada.

Restauranta girdiğimizde güleryüzlü bir ekiple karşılandık. Masamız harika bir İstanbul manzarasını görüyordu.

IMG_2908 kopya

2 menü seçeneği vardı. Ben 7 aşamadan oluşan Mikla tadım menüsünü seçerken eşim 3 aşamadan oluşan  à la carte menüyü seçti.  

Ekran Resmi 2017-04-14 20.51.23

Ekran Resmi 2017-04-14 20.51.34

3 Aşamalı A la Carte menü

Ekran Resmi 2017-04-14 20.54.22.png

7 aşamalı tadım menü

Şarap açısından beklentilerinizi yüksek tutabilirsiniz. Oldukça geniş bir kavı mevcuttu. Ben whispering angel rose şarap tercih ederken eşim Prodom, yüksek gövdeli kırmızı şarap tercih etti. Bunun dışında 3 kadehten oluşan bir tadım menüsü de tercih edebilirsiniz. 

IMG_2909 kopya

Karşılama ikramı

Başlangıç olarak menüde olmayan bir ikram sunularak hoş bir başlangıç yaptık.  Palamut ızgaranın mus haline getirilmiş hali üzerinde frenk soğanı ile ince ekmek dilimi ile servisi yapıldı. Enfesti. Ağzımıza bir parmak bal çalındı bu lezzetle.

IMG_2912 kopya

Palamut ızgaralı ikram

Devamında yine menüde olmayan 3 peynir karışımı, Konya koyun sütünden tereyağı ve soğuk sıkım zeytinyağı ikramı geldi. Sıcak ekşi maya çavdar ekmeği ile beraber servis edildi. 

IMG_2913 kopya

zeytinyağı, tereyağ ve 3 peynir karışım

Artık başlangıçlara sıra gelmişti. İlk başlangıç zeytinyağlı sebzelerle oldu. Bakla, şevket-i bostan ve kereviz, enginar püresi ve turşu servis edildi. Tablo gibi bir tabak geldi. 

IMG_2915 kopya

Zeytinyağlı sebzeler

Tadım menüsündeki 2. aşama balık ekmekti. Tereyağlı ince ekmek dilimleri üzerindeki hamsi kızartmaları limon sosa batırıp yedim. Restaurantın açılışından bu yana değişmeyen tek yemek buymuş. İddialı değil, normal bir lezzetti.

IMG_2927 kopya

Balık Ekmek

3.aşamada gelen kuru et malkara mercimeği ile servis yapıldı. Enterasan bir füzyon olmuştu.

IMG_2932 kopya

Eşimin aldığı menüde tercih ettiği başlangıç ise lakerda oldu. Deniz börülcesi ve kopanisti ile servis yapıldı. Kopanisti peynirini ilk kez burada tatma şansım oldu. Karaburun bölgesine ait bir peynir. Rokfor peyniri tadına çok benzemekle beraber o kadar baskın bir küf tadı yoktu. 

IMG_2918 kopya

Lakerda

Ana yemekler gelmeden yine bir ikram geldi ki tam benlik 🙂 Sebzeli mantı servis edildi ki yazının başında bahsettiğim San Francisco Modern Sanat Müzesinde sergilenen bir yemek kendisi. 

IMG_2934 2 kopya

Mantı

4.aşamada ilk ana yemek fenerdi. Fener balığı ve kum midyeleri ile yapılan yemek benden tam not aldı.

IMG_2944 kopya

5. aşamada 2.ana yemek servis edildi. 12 saat boyunca kırmızı şarapta pişirilen kuzu,  giresun cevizi, tire patatesi ve cibesle servis edildi. 

IMG_2953 kopya

Tencereden Kuzu

Eşimin 3 aşamalı menüsünde ana yemek olarak ızgara kuzuyu tercih etti. Pirzolalar antep fıstığı ile kaplanmıştı.Yanında kuzu ciğeri ile yapılmış firik bulguru ve mantar ile servis edildi. Ana yemek favorim tadımdakiler dışında bu yemek oldu. 

IMG_2945 2 kopya

Izgara Kuzu

Tadım menüsü 6.aşamada peynir ve bal vardı. Bergama tulumu, kars gravyeri, ceviz ezmesi ve Bitlis balı ince dilim tam buğday ekmeği ile servis edildi. Ekmeklerin kayalar üzerinde servisi de ayrı bir hoşluktu. Burada favorim kesinlikle bal oldu.

IMG_2956 kopya

Peynir ve Bal

IMG_2958 2 kopya

ekmeklerin kaya üzerinde servis edilişi

Tadım menüsü 7.aşama ise Karadut çorbası oldu. Tadımın en başarılı aşaması buydu benim için çünkü normalde karadut yemeyen ben bu tatlıyı bir çırpıda bitirdim. Tire’den alınan karadutlarla yapılan tatlı ballı kaymak dondurması ile servis ediliyordu. Tek kelimeyle mükemmeldi.

IMG_2961 kopya

Karadut çorbası

Eşimin tatlı tercihi ise manda yoğurdu oldu. ‘Nasıl yani o tatlı kategorisinde mi ‘ diyeceksiniz. Evet öyle ve hatta harika bir tatlı diyebilirim. Üzerinde çilek sorbe ve zile pekmezi ile servis yapılıyor. 

IMG_2963 kopya

Manda Yoğurdu

Çalan şarkılar da ortam ambiyansına uygun ve sevdiğim şarkılardı. 

Yemeğin sonunda İstanbul’un o şiir yazdıran manzarasını izlemek için terasa çıktık. 

IMG_2966 kopya

‘Fine dining’ adına Mikla restauranttan beklentimizi karşılayan bir akşam yemeği oldu. ‘Yeni Anadolu Mutfağı’ nın bu başarısının artarak devam etmesini ve 2018 de ilk 50 içinde olmalarını, bu listeye giren yeni restaurantlarımızın olmasını ümit ediyorum. 

IMG_2939 kopya

Gecenin lezzet mutluları 🙂

Kendi lezzet tecrübelerim ışığında lezzet, servis, ambiyans ortalama puanım 9/10

(servis edilen ekmeğin tek çeşit olması puan kırdığım nokta oldu)

3 aşamalı a la carte menü: 185 tl

7 aşamalı tadım menü: 265 tl

Telefon: +90 (212) 293 5656

Adres:
The Marmara Pera
Meşrutiyet Caddesi 15
34430, Beyoğlu, İstanbul

e-posta: info@miklarestaurant.com

This entry was posted in: Gurme, Yemek, Şarap

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

1 Yorum

  1. Geri bildirim: İzmir’de Bir Köy ve Dağ Restoranı | Kaplan'lar Keşifte!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s