Gurme, Türkiye
Yorum Yapın

İzmir’in Enginar Çiçeği Urla

İzmir’e taşındıktan sonra 38 km uzaklıktaki Urla’ya çok kez gitme fırsatım oldu. Rumca ‘sazlık’ kelimesinden ismini alan şehir aslında öncelerde pek popüleritesi olmayan sakin, kendi halinde bir yermiş. Sakinliği ve şehrin antik çağlardan bu yana bir üretim yeri olması, gurme yanı keşfedilince kalabalıklaşıp, farklılaşmış. 

Sakız enginarının kalbi olması yanısıra içinde bir bağ yolu da bulunuyor. Bu cevherlerle gelişerek kalabalıklaşması çok normal bir durum olarak görülüyor ki İzmir’e 40 dakika kadar uzaklıkta olması da bunda büyük rol oynuyor. 

3.Uluslarası Enginar Festivali’de Nisan ayının son haftasında yapıldı. Sağlıklı beslenmenin baştacı besinlerden olan enginarın tadıyla maalesef aramız pek iyi değil. Onun bir sebze değil de bir çiçek tomurcuğu, meyve olarak sınıflandırıldığını öğrendikten sonra daha bir sempatik geldiğini söylemeliyim. Enginarla aramızdaki bu soğuk savaşı bitirmek adına biz de festivale uğradık. İlgiyi gördüğümde ‘Meğer ne kadar enginarsever bir milletmişiz’ dedim kendi kendime. Kurulan standlarda herşey enginarla yapılmıştı. 

IMG_3472 kopyaIMG_3471 kopyaIMG_3474 2 kopyaIMG_3465 kopya

Enginarlı pilav, zeytinyağlı enginar dolması, mercimekli enginarlı köfte , yoğurtlu enginar salatası  gibi bilinen tarifler dışında hayalgücümü zorlayan cinsten yemekler vardı. Enginarlı cheesecake, dondurma, pastırmalı paçanga bunlardan bazılarıydı. Tabii ki onları denemeye cesaret edemedim.

IMG_3466 kopya

IMG_3470 kopya

Enginarlı midye baharatlı tadıyla çok özel bir tarif değildi. En çok beğendiğim lezzet İzmir Ekonomi Üniversitesi standındaki enginarlı ekmek oldu. 

IMG_3468 2 kopyaIMG_3467 kopya

Urla’nın sosyal anlamda canlı noktalarından biri de Sanat Sokağı. En son buraya gittiğimde Rum Konaklarının bulunduğu sokakta halen aslına uygun şekilde konakların tadilat ve düzenleme çalışmaları devam ediyordu. Tasarım atölyeleri, sahaf, plakçı ve butik mekanların bulunduğu sokağın bana Alaçatı’nın bir sokağındaymış hissi verdiğini söylemeliyim. 

IMG_3325 kopyaIMG_3401 kopyaIMG_3477 kopya

Urla’da en son gittiğimde Mehmet Yaşin, Vedat Milor’un ve ünlü olmayan birçok gurmenin önerdiği Beğendik Abi’de bir akşam yemeği yedim.

IMG_3352 kopya

Malgaca pazarı içerisinde bulunan ve Handan Hanım’ın tencere yemeklerinin sunulduğu restoranda girişte zeytinyağlılar ve ana yemekler sergileniyordu. Zeytinyağlılardan oluşan bir tabak ve ana  yemek seçimi yaptık.

IMG_3348 kopya

Zeytinyağlılar, ege otları


IMG_3346 kopya

Ana Yemek

 

Türlü türlü şifalı ege otlarının bulunduğu zeytinyağlı bölümünden çok sevdiğim kabak çiçeği dolması, yoğurtlu semizotu, şevket-i bostan ve restorana özel bir lezzet olan asma yaprağı ile enginar dolması tercih ettik. Favorim kabak çiçeği dolması oldu. Enginarı çok sevmemem nedeniyle onu ilk sıraya koyamayacağım ama asma yaprağıyla beraber yoğun ekşi tat daha leziz hale getirmişti enginarı. Gelirseniz denemenizi kesinlikle öneririm. 

IMG_3341 kopya

Ana yemek olarak elbasan tava ve mutlaka denenmesi önerilen Urla güvecini tercih ettik. Elbasan tava yediklerim için de en iyisi olmasa da ortalama bir lezzetteydi.

IMG_3336 3 kopya

Elbasan tava

 

Urla güveci ise benden tam not aldı. Dana eti, domates, yeşil biber, soğan, patates ile kendi suyunda fırında pişiriliyordu. Eski zamanlarda İzmirliler faytonlarla Urla’ya bu güveci yemek için gelirlermiş ki gelmekte çok haklılarmış; öyle bir lezzet. 

IMG_3338 kopya

Urla Güveci

Ana yemeğin yanında domatesli ve enginarlı pilav da lezzeti tamamlayıcı bir seçim oldu.

Tatlı olarak kadayıflı muhallebi ise hafif ve keyifli bir tatlıydı. 

IMG_3342 2 kopya

Kadayıflı muhallebi

Fiyatlara gelecek olursak, ortalamanın üstünde ve biraz abartılı buldum. 3 kişi bu yemeklerle(1 zeytinyağlı tabağı, 2 urla güveci, 1 elbasan tava, 1 kadayıflı muhallebi,  1 enginarlı ve domatesli pilav) 120 tl gibi bir hesap ödedik. 

Urla yeniliklere açık ve keşfetmek için oldukça keyifli bir şehir. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın. 

Yeni keşiflerimle tekrar görüşmek üzere!

This entry was posted in: Gurme, Türkiye

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s