Amerika, Seyahat
Yorum Yapın

Macera Dolu Amerika Bölüm 4: Miami

 

3 haftalık Amerika tatilimiz-balayımızın son 5 gününü Miami’ye ayırmıştık. Bu 5 gün daha sonra hep özlediğim en dertsiz, tasasız, güneşe ve denize doyduğum unutamayacağım günler olarak tarihe geçti. Haydi gelin şimdi kaldığımız yerden devam edelim ve Miami’ye doğru yola çıkalım. 

6f6cc4470504227e2508b82e0eab821d

Orlando’dan Miami’ye kiralık aracımızla 3 saatte gitmeyi planlıyorduk ki yolumuzu biraz uzatarak Cocoa Beach ve Kennedy Uzay Üssü‘nün bulunduğu  Uzay Kumsalı olarak da bilinen Cape Canaveral’ı görerek gitmeye karar verdik.

b9d641505ab0708c7a39133a8fd467f9

1 saat uzaklıktaki Cocoa Beach’e vardığımızda akşam üstüydü ve kumsalda voleybol oynayanlar ve pierde manzaraya karşı yemek keyfi yapanlar çoğunluktaydı.

IMG_7758 kopya

Yazlık şirin evlerin bulunduğu Cocoa’dan 15 dakika uzaklıktaki Cape Canaveral’e geldik. Kennedy Uzay Üssü’nü gezmek için vaktimiz kalmamıştı ama yakınlarında olabilmek bile güzeldi.

O heyecanla izlediğim uzay mekiği fırlatma sahneleri işte tam da bu kumsalda gerçekleşiyordu. Uzay Üssü’nü gezmek isteyenler için ise bilet fiyatları 50 dolar. Mekiklere yaklaştırmasalar da NASA çalışanları ile beraber bulunabileceğiniz çok keyifli bir gezi yapılıyormuş.

0e43bf25a7b764e7881b77fc1d4866fa

Gün batımını izlemek hem de güzel bir yemek için Port’da yer alan Grills Seafood Deck&Tiki Bar’a gittik.

IMG_6213 kopya

Grills Seafood Deck&Tiki Bar

Deniz ürünü her tür yemeği bulacağınız mekanın spesiyali ise köpek balığı şiş’iydi. Bir çılgınlık yapıp maalesef deneme cesareti bulamadık 🙂 Deneyenler tadının harika olduğunu söylüyorlar, yolunuz düşerse bizim yerimize de deneyin. Renk şovuyla batan güneşle beraber yemeğimizi yedikten sonra tekrar Miami’ye doğru yola çıktık.

IMG_6208 kopya

Port Canaveral

3 saatlik yolculuk sonrası Downtown’a ulaştık. Kalacağımız yeri South Beach’te tercih ettiğimiz için downtown’da vakit kaybetmeden oraya geçtik.

ae491d14acdac9da82051ce3323d86eb

Miami önemli lokasyonları

South Beach çok hareketli, gece tam da hayal ettiğim gibiydi. Birçok tarihi art deco otelin bulunduğu Collins Avenue’de yer alan Blue Moon Hotel’de bizi kötü bir süpriz bekliyordu. Booking üzerinden rezervasyon yaptırdığımız otelde rezervasyon görünmüyordu ve otelde oda yoktu. Gece saat 23.00’tü. Lobideki görevli ve booking maalesef bize yardımcı olamadı ve gecenin bir yarısı Miami’de otelsiz kalmıştık.  Bu sırada bir önceki yazımda bahsettiğim Orlando’da yaşayan arkadaşlarımız Tülin’le Fırat süpriz yaparak bir günlüğüne yanımıza gelmişlerdi. Onlarla beraber gece geçici bir otelde konakladık. Ertesi gün uyandığımızda Miami bize meşhur fırtına ve yağmuruyla günaydın dedi. Miami tüm yıl boyunca 20-30 derece sıcaklıklarda olsa da haziran-ekim ayları arasında bol yağışlı ve fırtınalı oluyormuş, özellikle de Eylül ayı. Biz Haziran ayında olmamız nedeniyle bu döneme denk gelmiştik. Fırtınalı havada uçan tabaklarımız eşliğinde açık havada hep beraber keyifli bir kahvaltı yaptık 🙂

IMG_6221 kopya

Miami’de İlk gün

Tatilimizin geri kalanı için yine South Beach’te yer alan The Ritz-Carlton oteli tercih ettik.

IMG_6531 kopya

Merkezi bir konumda yer alan otelimizde harika bir odaya yerleştik. Fırtına kesilmiş, gökyüzünde gri bulutlar vardı. Otelin havuzunun cazibesine kapılıp havuza indik.

IMG_6980 kopya

The Ritz Carlton Otel

Havuzda öyle bir yağmur bastırdı ki dinmek bilmedi. Sıcak su bulunan havuzda soğuk yağmur damlaları altında çok eğlenceli dakikalar yaşadık. Accuaweather’a göre yağmur dinmesi gerekiyordu ama yağmur bir türlü dinmiyordu. Biz de durumun keyfini çıkardık. Havuzdan çıkıp hemen ön tarafta bulunan kumsala indik. Yağmurdan 100 mt ilerisi görünmüyordu. Ama biz okyanusun kenarında deniz kabuğu toplayıp yağmur altında yürüyüş yaptık. Daha sonra odalarımıza gidip yağmurun dinmesini bekledik.

IMG_6296 kopya

South Beach

IMG_6289 kopya

South Beach

 

Atlas Okyanusu kıyısında yer alan Florida’nın 2.en büyük şehri olan Miami’nin en ünlü caddesi Ocean Drive’a geldik.

IMG_7354 2 kopya

Zaten otelimiz buraya 5 dakika yürüme mesafesindeydi. Miami’de çekilen Dexter dizisinin birçok sahnesinde yer alan Ocean Drive’da yürümenin verdiği mutluluğu tarif edemem.

522251e43e90197743861d20e03690c9

Bir tarafta şehrin simgesi palmiyeler ve okyanus diğer yanda dünyaca ünlü mekanlar. Her ırktan, her dilden insan buradaydı. Burada kendimi hiç yabancı hissetmedim çünkü herkes öyleydi. Ocean Drive yürüyüşümüze South Beach kumsalında devam ederken yine çılgın Miami yağmuruna yakalanıp bir Miami’nin sembolik cankurtaran kulübelerinden birine sığındık.

IMG_6355 kopyaIMG_6399 kopya

Baktık yağmur bitmiyor, Ocean Drive’daki Starbucks’a iliklerimize kadar ıslanmış bir şekilde gidip sıcak bir kahveyle ısındık. Oradaki Starbucks’ın en hoşuma giden yanı, Türkiye’de daha applikasyon bile yokken, applikasyon üzerinden dışarıdan sipariş verip hazırlandığında içeriden teslim alınabiliyordu.

Yağmur durunca trafiğe kapalı alışveriş ve restoranların bulunduğu yine ünlü caddesi Lincoln Road Mall’a gittik.

IMG_6975 kopya

Yemek için burada bir yer değil de  Ocean Dr ile Lincoln Road arasında kalan Akdeniz mimarisi ile yapılan evlerden oluşan ‘Espanola Way’ de bulunan Küba yemekleri yapan Havana 1957’yi tercih ettik.

staticmap

IMG_6315 kopyaIMG_6332 kopya

Biraz karmaşık olduğunun farkındayım, Miami’de Akdeniz mimarisi ile yapılan evlerin sokağında bir Küba restoranında İspanyolca konuşmalar arasında olmak gerçekten de benim için de karmaşık bir durum oldu. Buradaki yemek seçimim spesiyali olan tavuk yemeği oldu. Değişik baharatlarla dinlendirilmiş tavuk gerçekten çok lezizdi. Yanında pilav, siyah fasulye ve salata ile servis edildi. Fiyatı 20 dolardı. Bu güzel yemekten sonra arkadaşlarımız bize veda edip Orlando’ya döndüler. 

IMG_6337 kopyaIMG_6339 kopya

Ertesi sabah sanki bir gün önce fırtınalar kopmamış gibi gökyüzü inadına mavi, güneş tüm gücüyle Miami’yi ısıtıyordu.

IMG_6959 2 kopyaIMG_2327

Sabah erken saatte bile hava çok sıcaktı. Palmiyeler arasında yürüyüş yaptıktan sonra Ocean Drive’a rotayı çevirdik ve Pinocchio’yu bulduk. Sahibi bir İtalyan olan mekan pinokyo temasıyla dekore edilmiş, şirin bir kahve dükkanıydı. Kahve dışında çeşitli sandviçler ve ev yapımı keklerde vardı. Kahvesi ve ambiyansı ile çok sevdiğim bir yer oldu.

IMG_9210 2 kopyaIMG_6463 kopya

Buradan çıkıp Ocean Dr boyunca yürüdük. Art deco mimari ile yapılmış evler, caddeden geçen lüks arabalar ve palmiyeler…Sıcaktan bunalarak kendimizi South Beach sularına attık. 

IMG_6481 kopyaIMG_6445 kopyaIMG_6488 kopyaIMG_6491 kopya

Öğle yemeğinde ise Five Guys’a hamburger yemeğe gittik. Muhteşem bir hamburger yedim hala yediğim hamburgerlerde o lezzeti ararım.

IMG_6518 kopyaIMG_6519 kopya

Sonrasında yine South Beach’e geri döndük. 70 faktörlü güneş kremi ile önlemimizi alarak gün batana kadar güneşlendik. Burada bir günde bronzlaştığımı söyleyebilirim.

IMG_6500 kopyaIMG_7095 2 kopyaIMG_6608 kopya

Akşam yemeğinde ise bir önceki akşam önünden geçerken dikkatimizi çeken Pane&Vino İtalyan restaurantına gittik. Rezervasyonsuz gitmeminizi öneririm. Biz şansa boş masa bulduk. Restaronın girişindeki camlı bölümde makarna ustası gece boyunca makarna şov yapıyordu. Siparişimizi verdiğimizde orada taze taze makarna hazırlanıp sosuyla mutfakta karıştırılarak servis ediliyordu. Seçimlerimiz restoranın spesiyali ‘Papardelle with lamb ragu’ enfesti. Romantik bir yemek ve İtalyan mutfağı aşıklarına buraya gelmelerini öneririm. 

IMG_7987 2 kopyaIMG_6618 kopya

Ertesi gün gezimize Miami Design District, Wynwood Art Walk ve Downtown’da devam ettik. 

South Beach’ten taksiyle Miami Design District’e gittik. Sabah erken saatler olduğu için mağazalar yeni açılıyordu. Dünyaca ünlü lüks mağazalar, tasarımcı mağazalarının bulunduğu bölgede sanat eserleri de sergileniyordu. Açık hava avm gibi düşünebilirsiniz. 

IMG_6897 kopyaIMG_6622 kopyaIMG_6621 kopya

IMG_6900 kopya

Louis Vuitton vitriniyle bütünleşmiş ben

Buradan Wynwood’a yürüdük. Burası dünyanın en büyük açık hava sanat galerilerinden biri sayılıyor. İçerisinde 70 tane sanat galerisi, restaurant, cafe bulunan bölgedeki geziye de ‘Wynwood Art Walk’ deniyor.

IMG_6693 2 kopyaIMG_6670 2 kopyaIMG_6671 kopyaIMG_6655 kopyaIMG_6656 kopyaIMG_6652 kopyaIMG_6635 kopya

Her gün farklı bir etkinlik yapılıyor. Eskiden tamirhanelerin bulunduğu yer şimdi bir sanat cenneti olmuştu. Bölgedeki tüm duvarlar sanatçılar tarafından birer sanat eserine dönüştürülmüştü. Bütün duvarların önünde fotoğraf çektirmeye kalksanız bir gün yetmez öylesine büyük bir yer. Gezebildiğimiz kadarıyla eşsiz bir yerdi ve tekrar gitmek için bir bahane arıyorum.

IMG_8653 kopyaIMG_9785 kopyaIMG_6724 kopyaIMG_6707 kopyaIMG_6743 kopyaIMG_6738 kopya

Tek dezavantajı Miami sıcağında gezmenin biraz zorlu olması. Benim en zorlandığım yer burası oldu, eriyorum zannettim ve tam o anda buz gibi bir cold brew içebileceğimiz Panther Coffee karşımıza çıktı. Kahve çekirdeklerinin kavrulduğu, kokusunun sokağa taştığı bu 3.kuşak kahveci çok kalabalıktı. Cold Brew’le serinledikten sonra sanat yürüşümüze devam ettik.

IMG_6905 kopyaIMG_6908 kopyaIMG_6667 kopya

Rengarenk duvarlar, modern sanat eserleri…bitmek bilmiyordu. Bölgenin simgelerinden olan siyah-beyaz, halüsinojenik duvarlarla kaplı binada bulunan Miam Cafe’ye girdik.

IMG_6770 kopyaIMG_7809 2 kopya

Taze ve doğal beslenme mottosuyla açılan, Avrupa stili ile servis yapan mekan, çok rahat saatlerce çalışılabilecek ya da arkadaşlarla vakit geçirilebilecek bir yerdi. Soğuk ev yapımı bir limonata ve sandviç sipariş ettik. İkisi de bizi hayal kırıklığına uğratmadı. 

IMG_6917 kopyaIMG_6771 kopya

Buradan Downtown’a geçtik. Miami Heat’in stadı American Airlines Arena‘ya girip mağazasından hatıra birkaç şey aldık.

IMG_6794 kopya

IMG_6786 kopyaIMG_6799 kopya

Bayside Marketplace’e geçtik. Mağaza ve restoranların bulunduğu bu yere gelme amacımız Star Island’ı da içine alan tekne gezisine katılmaktı. Hemen bir tekneye bindik ve başladık tura. Downtown Miami’yi, Port Miami’yi ve Star Island üzerindeki ünlülerin ultralüks evlerini gördüğümüz tur 1 buçuk saat sürdü. 

IMG_6798 kopyaIMG_6836 kopyaIMG_6818 kopyaIMG_6877 kopya

Dönüşte bir Amerika’lı gibi  Hooters’da doyasıya kızarmış tavuk kanadı yedik. Buradaki servis yapan hoş kızlara tahammülünüz yoksa kızlar, sakın sevgililerinizi, kocalarınızı getirmeyin 🙂

Ertesi gün Miami’deki ve Amerika’daki son günümüze uyanmıştık. Ne zor bir sabahtı. Otelimizden son kez Ocean Drive’a gidip Miami’nin ünlü kahvaltı adreslerinden biri olan News Cafe’de gelen geçeni izleyerek kahvaltımızı yaptık. Son kez Atlas okyanusu sularında yüzüp, Lincoln Road’ta gezindik. Uçak saati yaklaştığında geldiğimiz valizin 2 katıyla bir taksiye zar zor sığarak Miami Havaalanına rahatça ulaştık. Valizlerimizi verdikten sonra uçağımıza Türk Hava Yolları ile direk uçuş İstanbul’a 13 saatte ulaştık.

3 haftalık New York-Orlando-Miami rotasından oluşan Amerika tatilimiz böylece sona ermişti. Hem kültür hem de deniz tatilini bir arada yaptık. Özellikle de balayı rotası arayanlara şiddetle tavsiye ederim. Bu tatil benim unutulmazlarım arasına girdi bile!

IMG_6720 kopya

Yeni rotalarda görüşmek üzere, takipte kalın!

Not: Fotoğraf makinamızı New York’ta geri vermek zorunda kaldığımız için Orlando ve Miami yazılarındaki fotoğraflar sadece İphone 6 ile çekilebilmiştir.

Serinin diğer yazıları:

Macera dolu Amerika Bölüm 1: Seyahati Planlama

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York -Brooklyn

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York-Williamsburg

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York -Manhattan Bölüm 1

2016 NBA Finalleri… Cleveland Cavaliers-Golden State Warriors maçına doğru

Macera Dolu Amerika Bölüm 2: New York-Manhattan Bölüm 2

Macera Dolu Amerika Bölüm 3: Miami

This entry was posted in: Amerika, Seyahat

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s