Gurme, Seyahat, Türkiye, Yemek
Yorum Yapın

Alaçatı’da Yağmurlu Bir Akşam Kaçamağı

İzmir’e taşınmamızın en güzel taraflarından biri sadece ‘tatil’de gidebildiğimiz yerlere artık iş çıkışı bile gidip gelebiliyor olmamız oldu. Buna hala alışabildiğimizi söyleyemem. Özellikle geri dönüş yolunda hep İstanbul’a dönüyormuşum gibi hissediyorum. Havaalanı sapağını geçince derin bir oh çekiyorum 🙂 Fırsat buldukça gittiğimiz adresleri ve tecrübelerimi de blogta sizlerle paylaşacağım. Bu yaz bol Ege içerikli yazılarım olacağını şimdiden söyleyebilirim.

İş çıkışı İzmir’e çılgınca bir yağmur yağarken Alaçatı’ya doğru yola çıktık. 45 dakikada vardığımızda tatlı bir yağmur başlamıştı. Yaz günlerindeki kalabalıktan eser yok, sokaklar sakindi. Yeni mekanlar açılış için yavaş yavaş son halini almaya başlamıştı; ne de olsa sezon açılışı yaklaşıyordu.

IMG_4087 kopyaIMG_4055 kopyaIMG_4128 2 kopya

Sakin zamanlarda etrafta göremediğim bir çok ayrıntıyı görmenin mutluluğu ile akşam yemeği için Hacımemiş’te bulunan Kapari Bahçe’nin sokaktaki masalarından birine oturduk.

IMG_4078 kopyaIMG_4062 kopyaIMG_4079 2 kopya

Sezonda rezervasyonla bile zor yer bulunan mekanda çoğu masa boştu.  Başlangıç seçimlerimiz girit ezmesi ve kabak çitlemesiydi.

IMG_4069 kopya

KABAK ÇİTLEMESİ VE GİRİT EZMESİ

Ara sıcak olarak hania böreği ve kabak çiçeği tempura aldık.

IMG_4073 kopya

KABAK ÇİÇEĞİ TEMPURA

Şef Çaykun Gelgeç’in mutfağından çıkanlardan hania böreğine bayıldık. İlk kez denediğimiz dilim patates, kabak ve lor peynirden oluşan, dereotuyla servis edilen lezzet bizden tam puan aldı.

IMG_4071 2 kopya

HANİA BÖREĞİ

Deniz mahsüllü makarna ana yemek seçimimiz ise bizi hayal kırıklığına uğratmadı.

IMG_4075 kopya

DENİZ MAHSÜLLÜ MAKARNA

Burası ile ilgili servis hakkında duyduğum kötü eleştirilerin aksine serviste sorun yaşamadık. Fiyatlar ise Alaçatı ortalamasına uygun standartlara göre yüksekti.

Yemekten sonra iyi bir kahve için Kapari Bahçe’nin biraz ilerisinde yer alan Kuş Kafesi‘ne geçtik.

IMG_4089 kopya

 

Dışarıdan bir kuş yuvası gibi görünen mekan hem bir antikacı hem de 3.kuşak bir kahveciydi. Yüksek tavanlı mekanın içerisinde binbir çeşit antika vardı. Sıcacık bir ambiyanstı.

IMG_4107 2 kopyaIMG_4111 kopya

Sahiplerinin samimi sohbeti de bu sıcaklığı ikiye katlıyordu. Kahve çekirdeğimizi seçtik ve v60 demlenmesini rica ettik. Dışarıda yasemin çiçeği önünden bulunan antika ferforjeli masaya oturduk.

IMG_4123IMG_4120 kopya

Yaseminin muhteşem kokusu, dinlendirici bir klasik müzik eşliğinde sokaktan gelen geçeni izlerken otantik sunumuyla kahvemizi içtik. Başarılı bir demlemeydi. Çok sevdiğimiz mekandan bir daha gelmenin planlarını yaparak ayrıldık.

IMG_4118 kopya

This entry was posted in: Gurme, Seyahat, Türkiye, Yemek

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s