Avrupa, Genel
Comments 2

Vatikan ve Aşıklar Şehri Roma

Roma… Aşıkların şehri. Şubat ayında rotamızı bu büyülü şehire çevirmiştik. 3,5 günlük gezimizin ilk gününü ayrı bir devlet olan Vatikan’a diğer günleri Roma’daki önemli yapılara ayırmıştık. 1 haftalık İtalya gezimizin son kısmına gelmiştik ve artık çok yorulmuştuk. Ama aslında asıl yorucu kısım şimdi başlıyordu.

Bu uzun gezimizi birkaç bölümde size anlatmayı planlıyordum fakat ilk 2 gün fotoğraflarım icloud ve bilgisayar üzerinden silindiği için o günleri özet geçerek iki bölümde ve Trastevere’yi ağırlıklı olarak anlatacağım. Ama şimdiden müjdelemek isterim ki fotoğrafları kaybedip üzülmeme dayanamayan eşim ( yazarımız bamm bamm) üzüntüme dayanamayıp şimdiden ileri bir tarihte tekrar Roma gezisi sözü verdi bile 🙂

ac8c0149886a99800d93fe654852e384.jpg

Roma, İtalya’nın en kalabalık şehri. Yedi tepeden oluşan şehir bana biraz İstanbul’u anımsattı. Sezar’dan bu yana değişmemiş kaldırım taşları olmasa inanın çekilmez bir trafiği var. Romantizmi bozmak istemiyorsanız yürüyerek ulaşımı tercih etmenizi öneririm. Vespa kiralayarak da film tadında bir Roma gezisi yaşayabilirsiniz. Motorsiklet trafiğinin de pek parlak olmadığını belirtmek isterim:) Böyle büyük bir şehir de kullanabileceğiniz diğer ulaşım araçları ise metro ve otobüs. 48-72 saatlik müzeleri de kapsayan toplu taşıma için de kullanabileceğiniz Roma Pass’de alabilirsiniz. 48 saatlik 28 euro, 72 saatlik ise 38 euro değerinde. Eğer Roma köylerini gezmek isterseniz araba kiralamanızı öneririm. Böyle bir gezi planlıyorsanız en az 1 haftaya da ihtiyacınız olduğunu söylemeliyim.

9b6522778b161d5b7ea633287b94b2ec.jpg

Roma’ya İstanbul’dan direk uçuşlarla gelebilirsiniz ya da bizim gibi başka bir İtalya şehrinden trenle ulaşabilirsiniz. Biz Floransa’dan trenitalia’nın hızlı treniyle 1,5 saatte geldik. Sevgililer günü kampanyası sayesinde %50 indirimden yararlandık ve yarı fiyatına biletlerimizi aldık. Normalde alınma zamanına göre bilet fiyatları 30-50 euro arasında değişiyor.

Kalacağımız oteli seçerken tren istasyonu ve metro gibi ulaşım araçlarına yakın olmasını tercih ettik. Via Palermo’da yer alan Hotel Dei Borgia’dan Vatikan’a metro ile, Trastevereye otobüs ile, diğer tarihi yapıtlara ise yürüyerek çok rahat ulaştık.

İlk günümüzü Vatikan gezisine ayırdık ama yeterli olduğunu söyleyemem. Fotoğraflarım silindiği için şahane müze fotoğraflarımı sizinle paylaşamadığım için çok üzgünüm. Çünkü gördüğünüzde içinizde mutlaka gitme isteği uyandıracak cinstendiler. Vatikan’a gitmeden önce yapacağınız en önemli şey daha önceden rezervasyon yaptırmanız. Vatikan müzesinin resmi sitesinden yapacağınız rezervasyonda birçok seçeneğiniz var. Kahvaltınızı yaparak başlayabileeğiniz bir tur bile mevcut. Biz müze turu, Sistina Şapeli turu ve sesli rehberin bulunduğu turu tercih ettik. 20 euro’dan başlayan biletlerin fiyatı seçiminize göre artabiliyor. Erken rezervasyon sayesinde sırada bekleyen yüzlerce kişiyi aşarak içeri girme önceliğiniz olması da en önemli avantajınız oluyor. İçeride gezecek o kadar çok yer varken sırada vakit kaybetmek istemezsiniz.

Vatikan müzesi özellikle Sistina Şapeli hayranlıkla gezdiğim yerler oldu. Sistina Şapelinde fotoğraf çekmek yasak ama daha önce çekilmiş fotoğraflarından birini buraya koyuyorum ki Michelangelo’ya bir kez daha hayran kalın diye.  Burası Papa’nın devir teslim yaptığı, Katoliklerin en kutsal toplantı yeri.

c48ce017c36941505c2f6433fe30e96a.jpg

 

Birkaç gün daha vaktim olsa uzun uzun, ayrıntılı gezmek isterdim. Sesli rehberin de çok faydası oldu. Sayısız sanat eserini birilerinin size anlatması gerekiyor yoksa geziniz anlamsız bir hal alabilir. Floransa’daki sanat sarhoşluğunun üstüne tam bir cila oldu diyebilirim. Elimde kalan birkaç fotoğraftan biri Vatikan müzesinin simgesi haline gelen spiral merdivenlere ait.

IMG_2150.JPG

Vatikan müzesindeki bir günün sonunda yanında bulunan Aziz Petrus Bazilikası’nı mecburen başka bir güne bıraktık. Geri dönüşte akşam yemeğimizi locallerin uğrak yeri Pasta Chef’te yedik. Makarna ve salatası benden tam puan alan mekanı öyle çok beğendik ki ertesi gün tekrar öğle yemeği için geldik.

Pasta-Chef-The-Roaming-Dish-1.jpg

Ertesi gün kendimizi Roma’nın tarih kokan sokaklarına bıraktık. Zaten her yolun sonu bir tarihi esere çıkıyordu. Otelimize yürüyerek 15 dakika uzaklıkta olan İspanyol merdivenlerine uğradık. Bir önceki gece de aynı rotayı turlamıştık fakat gündüz görmek ayrı güzel oluyor.

IMG_2142.JPG DSCF0002 kopya DSCF0014 kopya

İsmini merdivenlerin sonunda yer alan İspanya konsolosluğundan alan merdivenlerin bulunduğu meydanda ünlü mağazalar ve kafeler yer alıyordu. Merdivenlerin sağ çapraz arasında yer alan çok kişi tarafından önerilen Pastificio’nun öğlen mahsüllerinden şansımıza domatesli gnocchiye uzun bir sıra bekledikten sonra alıp İspanyol merdivenlerine gittik. Meydanda gelip geçeni izleyerek makarnalarımızı yedik. Pastificio’nun makarnasını çok beğendiğimi söyleyemem kesinlikle Pasta Chef daha başarılıydı.

IMG_2143.JPG

İspanyol merdivenlerinin sağ yanında bir çay içerek dinlenebileceğiniz lüks çay evlerinden Babington’s Tea Room’a uğrayabilirsiniz.

Tam karşısında Via Condotti’de Goethe gibi birçok ünlü, yazarın uğrak yeri olan Antico Caffe Greco’da bir kahve içerek geçmişi yaşayabilirsiniz. Böyle bir deneyim oldukça fiyatlı. Çay ve kahve fiyatları 9 euro’dan başlıyor.

DSCF0022 kopya

Spagna meydanına mutlak hem gece hem gündüz uğramalısınız. Gece ışıltılı hali de bambaşka oluyor. Tam meydanın merkezine çıkan bir metro durağı da bulunuyor.

DSCF0018 kopya DSCF0004 kopya

Yine bu meydandan ulaşabileceğiniz Pompi tiramisuya mutlaka uğrayın. Türklerin uğrak noktası olması nedeniyle çalışanlar Türkçe öğrenmiş ve ne dediğinizi anlayıp cevap verebiliyorlar. Bol ve değişik çeşitleri bulunan tiramisusuna bayıldık. Hatta yanımıza birkaç tane daha alıp otelde yedik 🙂 En çok çilekli ve muzlu çikolatasını beğendim. Donmuş şekilde olan tiramisunun üzerine meyveler taze olarak ekleniyordu. Mükemmel bir lezzet. İtalya’nın diğer bölgelerinden farklı tarzda yapılmış tiramisu benden tam not aldı. Olsa da şimdi yesem 🙂

IMG_2141.JPG

Spagna Meydanı'ndan 10-15 dakika içinde Aşk Çeşmesi (Fontana di Trevi) ne ulaştık. Bir süredir restorasyon çalışmaları nedeniyle kapalı olan çeşme şansımıza ziyarete açılmıştı. Çeşmeyi kesinlikle gece görmenizi öneriyorum çünkü en romantik hali gece oluyor. Kış mevsimi olmasına rağmen her gittiğimizde etrafı dolu olan çeşmenin kenarında fotoğraf çektikten sonra yolumuza devam ettik. Para atıp dilek dileniyordu ama biz geleneği bozarak yapmadık.

IMG_3278.JPG

Buradan aralardan yürüyerek 5 dakika içinde dar bir sokaktan Pantheon’a ulaştık. O anda ‘İşte Roma’dayım’ dedim içimden. Öyle büyüleyici bir yapı. Pagan döneminden kalan sonrasında Katoliklerin kiliseye çevirdiği yapı mimari bir şaheser olarak görülüyor. Tek parça beton kubbesi ve aydınlatma tekniği eşsiz eserin içinde Michelangelo’nun Pieta’sı bulunuyor. İçerisi ise dışarısından daha etkileyici. Kesinlikle görmelisiniz.

IMG_2164.JPG

Pantheon’un bulunduğu Della Rotonda Meydanında bir akşam yemeği yemenizi tavsiye ederim. Pantheon’a çıkan sokakta Roma’nın ilk kahvecisi La Casa Del Caffe Tazza D’oro ‘ya uğrayıp bir kahve içmeyi sakın ama sakın unutmayın hatta paket kahvelerinden evinize alın. Kahve dükkanının bulunduğu sokağın köşesinde paket kahve alabileceğiniz kahve otomatı bile bulunuyor. Eat, Pray, Love filminde burada bir sahne geçtiğini sinemaseverler hemen hatırlayacaktır.

IMG_5492.JPG

Resimleri olmayan ama yine çok sevdiğim Navona Meydanı’na da Pantheon’dan 10 dakikada yürüyerek ulaşabiliyor. Barok mimari ile yapılan eserlerle kuşatılmış meydanda restaurantlar ve kafeler bulunuyor. Meydanın orta yerinde ise çok sayıda ressam ve sokak sanatçılarını eserlerini satıyor. Gece de çok hareketli olan meydan her daim kalabalık yerlerden birisi.

Roma’da görülmesi gereken en popüler yer tabii ki Kolezyum. MS 70 yılında tamamlanıp gladyatörlerin kanlı dövüşleri için kullanılan Kolezyum'da o döneme ait buluntular müzesinde sergileniyor. Filmlere konu olan Roma'nın simgesi Kolezyum'un acı dolu geçmişine inat Dünyanın herhangi bir yerinde idam cezası kaldırıldığında beyaz ışıkları sarı renge çevrilip tüm gece açık tutuluyormuş. Kolezyum'u gezmek isterseniz son giriş saati 15.30. Bu saati sakın kaçırmayın!

 

Roma sokaklarında gezmek çok ama çok keyifli. Tren garı çevresi dışında rahatça turlayabilirsiniz. Sokaklarını karış karış gezmeden Roma ruhunu anlamak zor.

IMG_2160IMG_2177

Trastevere notları bir dahaki yazıda olacak. Takipte kalın!

This entry was posted in: Avrupa, Genel

tarafından

1988 yılında sarı bir sonbahar günü doğdu. 40 günlükken yaptığı ilk şehirler arası seyahat sonrası gezme aşkı da onunla birlikte büyüdü. Ailesiyle yaptığı uzun keşif dolu yolculukları ile ‘keşfetme’nin dayanılmaz güzelliğinin farkına vardı. İnsanı ‘keşfetmek’ için tıp fakültesini bitirdi. Çocukların enerjisi ile genç kalabilmek için çocuk doktoru olmaya karar verdi. Hayatını birleştirdiği Oğuz Derya ile birlikte ‘keşfetme’ye devam ederken tecrübelerini paylaşmak için bu blogta yazılarını yayınlamaya başladılar.

2 Comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s