Köşe yazıları
Yorum Yapın

To Go or Not To Go?

Şöyle dönüp bir baktığımda bloga 6 ay olmuş köşe yazısı yazmayalı. En son köşe yazımda  iş yoğunluğumdan dolayı ara verdiğimi yazmış hatta artık haftada 5 gün yazarak geri dönüyorum demiştim. Ama olmadı zira kolay iş değil bırak haftada 5 günü düzenli olarak 1 gün yazmak bile emek istiyor. Bu sefer neden bu ara diye sormadım değil kendime. Cevap alamadığımız sorular olur ya hayatta bazen… İşte öyle birşey… Bahane bulmak en kolayı ama kolaya kaçmayacağım hepsi benim hatam.

Bu 6 aylık süreçte neler oldu bir bakalım hep beraber. Referandum geldi geçti, bir ton insan gözaltı tutuklama süreçlerine girdi, Kaplan ailesi için artık yavaş yavaş gelenekselleşen Venedik Festivaline katıldık 2.kez, İzmir’e taşındık, sitemizin başlığını ”Kaplan’lar Keşifte” olarak değiştirdik daha kolay akılda kalsın diye, sona en karmaşık hissettiren iki gelişmeyi sakladım. İlki amca oluyormuşum… İkincisi Büyük Kokbit ile barıştık yollarımız tekrar kesişti(sonra yine yollarımız ayrıldı bu yazıyı tamamlayana kadar…).

ABD Başkanı Trump ardı ardına gelen radikal kararları ile herkesin etkilenmesine neden oluyor. Gidecek mi kalacak mı tartışmaları süre dursun o hala görevinin ve Twitter’inin başında. Gözümüz kulağımız ABD’den gelecek olası hamlelerde maalesef. Zira bir çoğumuzda olan o ikilem içerisindeyiz biz de ailecek; gitmeli mi gitmemeli mi?

Doğumda vatandaşlık veren ülkeler yazıp google’da aratmayan kaç kişi kaldı sanıyorsunuz. En revaçta olan ABD ama biraz maliyetli 35 bin dolar kadar. O da herşey yolunda gider bebek erken doğum ya da zor doğum nedeniyle yoğun bakıma girmez ise.

Nihayet bizden daha çok gezen ve fotoğraflayan anneme yeni blog açabildik. Site tasarım işi biraz zormuş hala yapım aşamasındayız ama yayın hayatına başladık editörü benim tabiki 🙂 İlk yazısına şuradan ulaşabilirsiniz. Kendisine blog kariyerinde başarılar dilerim.

Bu aralar kendimi kitaplara verdim. En son bitirdiğim kitaptan bahsetmek istiyorum. Başarısızlık Hikayeleri’ni konu alan Özlem Gürses TATAR‘ın kaleme aldığı ‘Bazen Olmaz’. İçerisin de Cem Yılmaz’dan Ali Sabancı’ya, Cem Boyner’den Hüsnü Özyeğin’e Arda Turan’dan Mustafa Denizli’ye hayatımızın ön planında yer almış başarılı olarak görülen 10 ünlü şahsiyetin başarısızlık hikayelerini okuyacaksınız. Hem meraktan hem şüpheci yaklaşımımdan dolayı bir solukta okudum diyebilirim.(goodreads arkadaşlarım sessiz olun açık vermeyin) En çok ilgimi çeken Ali Sabancı’nın anlattıkları oldu açıkçası. Ben gidiyorum diyebilenlerden kendisi…

ya siz?

 

Günün  3. Dalga Kahvecisi önerim; 

Baristocrat 3rd Wave Cafe&Roastery: 2 Lokasyonda hizmet veriyor İzmir’de. 3.şubesi Gaziemir’de yapım aşamasında çok yakında hizmete girecek. Benim favorim Urla şubesi. Karizmatik Baristamız Özkan Kayaalp‘in elinden demleme kahvenizi mutlaka içmelisiniz. Dünyanın Her Yerinden En Nitelikli Kahveleri Getiriyor, Kavuruyor ve Demliyorlar! Her zaman gülen yüzüyle sizi karşılayan Baristocrat’ın kurucu ve yöneticisi,  SCAE onaylı kahve eğiticisi aynı zamanda Toper kahve değirmen ve kavurma makinelerinin sahiplerinden Nurettin Karakundakoğlu ile mutlaka kahve üzerine bir sohbet edin. Kahveleri incirli tatlısı 10 numara,tasarımı harika bir mekan… Daha ayrıntılı bilgiye Pebbles’ın yazısından buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Adres: Yeni Mh. Necati Cumalı Cd. No: 37/A Urla/İzmir Telefon: 0232 754 78 11

Adres: Şht. Nevres Blv. 21 A, 35220 Alsancak/Konak/İzmir Telefon: 0232 502 0523

E-mail: info@baristocrat.com

URLA: Yaz uygulaması: Mon-Sunday: 9:00 – 24:00
Alsancak: Yaz Uygulaması: Mon-Saturday: 8:30 – 21:00 Sunday: 10:00 – 18:30
Son dönemde çok popüler olan Mahmut Orhan’lı pazar partisiyle(Happy hour) Madeo Beach’i şiddetle tavsiye ederim hem denizi harika, hem içerisinde 3.dalga kahveci mevcut, hem harika bir müzik şöleni sizleri bekliyor olacak hava kararana dek.

Her türlü sorularınız için mail yoluyla iletişime geçebilirsiniz.

Herkese bol kahveli iyi Haftalar dilerim…!

DSCF0289 kopya

 

 

 

This entry was posted in: Köşe yazıları

tarafından

2008 yılında blogger macerasına başlayan kokbit uzunca bir süre ara verdi yazmaya.. ama gezmeye keşfetmeye fethetmeye değil.. görmemesi gereken ülkeler de tadılmaması gereken şeyler yer içerken o katedral senin bu kilise benim gezerken aklında hep dönmek vardı blog dünyasına. Kah Michael Jordan olacağım.. kah Teoman.. kah kahve içecek.. kah gitar çalacak.. kah Fransızca konuşacak.. kah doktorasını bitirecek.. ottomansla başladı kokbitle devam eden macerası hayatının Çakıl’ını bulduğu andan itibaren Bamm Bamm!a dönüştü.. hepsi ben bir ben içinde.. eski günlerdeki gibi uzmanı olduğu masallarını anlatmaya devam edecek.. o hala küçük kokbit…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s