All posts filed under: Kahve

Denize Kahve Çekirdeği Düştü!

Evet yanlış duymadınız; bu yıl karpuz kabuğu değil kahve çekirdeği denize düştü ve benim için yaz geldi. Yaz gelince Ege Bölgesi’nin sahil şeridinde deniz, kum, güneşin tadını çıkarırken nitelikli kahve yapan yerlerin arayışına girdim. İzmir, Çeşme, Alaçatı’da birçok mekan bulunuyordu ama hepsi plajlara uzak konumdaydı. Fakat deniz sezonun açılmasıyla durum değişti.  Şehir merkezlerinde yer alan kahve dükkanları ‘yazlık’ şubeler açtı. Şimdilik sayıları az olsa da nitelikli kahve adına büyük bir gelişme olduğunu söylemeliyim. Yaz ile kahve birlikteliğini pek benimseyemeyen bir millet olarak, artan kahve dükkanları ve soğuk kahve çeşitleri ile bu birlikteliği kabulleneceğimizi hatta çok seveceğimizi düşünüyorum. Bu yaz artık frozenın yerini frappucino, ıced latte, cold brew alacak gibi görünüyor, benden söylemesi. MOC (FLY-INN BEACH) İstanbul’dan müdavimi olduğumuz MOC’un Çeşme Altınkum’da yer alan Fly-Inn Beach’e yazlık bir şubesi açıldı. Her geçen gün daha fazla ilgi görüyor. Buz mavisi Çeşme denizine karşı en az 12 saat demlenmiş cold brew’i denemenizi öneririm.  BREW COFFEE WORKS (CAPPELLO BEACH CLUB) İstanbul’da birçok şubesi bulunan Brew Coffee Works yazlık şubesini Kuşadası Sahil Sitelerinde yer alan Cappello Beach Club’a açıldı. Şube aynı …

3.Dalga Kahveci Adresleri

Kahve içmeyi çok sevmemin yanında kahve kültürüne olan ilgimden daha önceki  yazılarımda bahsetmiştim. Durum böyle olunca sürekli yeni bilgilere ve yeni mekanlara açık durumdayım. İstanbul’un en iyi 3.dalga kahvecileri yazımda gidip beğendiğim mekanları sizinle paylaşmıştım. Bugün de son zamanlarda keşfedip gidebildiğim benim için yeni 3.dalga kahvecilerden söz edeceğim.  Açılışı İzmir’le kapanışı İstanbul’la yapacağım. Baristocrat 3rd Wave Cafe & Roastery- Urla Urla son zamanlarda şehirden kaçanların sığınağı olan ve popüleritesi artan sevimli bir ilçe.  Benim için burayı artık daha sevimli kılan ise 3.dalga bir kahvecisi olması. Daha önce pek çok adını duyup ziyaret etme imkanım olmayan mekana nihayet gidebildim. Alsancak’ta da bir şubesi daha olan Baristocrat’ı ilk kez ziyaret edecektim. Yerini bulmak kolay oldu. Necati Cumalı Caddesinde ilerleyip toplum sağlığı merkezi tabelalarını takip ederek yakınlarına gelebilirsiniz. Eski Urla evleri arasında küçük camdan cephesini son anda farkederek arabayı park ettik. Küçük bir not olarak kalabalık günlerde araba park etmek için zorlanabilirsiniz. İçeri girdiğimizde geriye doğru uzanan kocaman bir mekan karşıladı bizi. Girişteki masa ve duvardaki resimler, çeşitli yerlere yerleştirilmiş kahveye dair obje ve kitaplar hoşuma giden ayrıntılar oldu. Bizi karşılayan …

Sormalı mı Sormamalı mı?

Evet-Hayır Süreci Her ne kadar siyasetten uzak durmak isteseniz de sanıyorum kaçarımız yok. Okuduğum köşe yazarlarından, haberlerle ilgili tweetlerden anketlere kadar her yerde referandum her yerde ‘evet-hayır’ söylemleri. Bu konuda artık sizlerin de sıkıldığınızı düşünüyorum; ama henüz referandum tarihi bile netleşmemişken bir süre daha bunlara katlanmamız gerekecek. Rıdvan, Arda ve Acun’un referandum sürecinde ki açıklama(ma)larını yeterince okudunuz, ben o konulara hiç girmeyeceğim… Canlı Yayın(layamama)! Terör amaçlı saldırılar, katliam, patlama ve benzeri olaylar sonrası ambulanslardan önce yayın yasağı getirilmesine hepimiz aşinayız ve şaşırmıyoruz artık.(Reina saldırısına geç gelen yayın yasağı hariç!) Ancak geçen hafta bu yayın yasağının kapsamı RTÜK tarafından yeniden ele alındı ve sınırları belirgin şekilde çizdi. Yeni yasaklar şöyle: Resmi makamlarca dağıtılan görüntü ve bilgiler dışındakiler kullanılamayacak. Olay anı ve olay sonrası olay yeri görüntüleri, vatandaşların yaşadığı korku ve paniği gösteren görüntüler verilemeyecek. Saldırı sonucu hayatını kaybeden ya da yaralanan kişilere ait görüntüler, görsel unsurlar yayınlanamayacak. Olayın sıcaklığı geçmesine rağmen gün boyu ekranda “son dakika”, “sıcak haber” yazıları kalamayacak, yayın akışı kesilerek sürekli olaya ilişkin haberlere yer verilemeyecek. Sunucu ve muhabirler abartılı ifadeler kullanamayacak. İtfaiye, polis aracı, …

Kahve Tutkusu ile Nasıl Tanıştım?

Pazar gününe en çok yakışanların başında benim için kahve ve gazete geliyor. Bu pazar kahve tutkumun nasıl filizlendiğini sizlere anlatmak istiyorum. Herşey iki buçuk yıl önce başladı… Kahve, kendimi bildim bileli hayatımın içinde olan bir içecekti herkes gibi. Küçükken sütü bol, kahvesi az türk kahvesi ile başladı yolculuğum. Sonra nescafe ile tanıştım. Kolay içilebilirliği nedeniyle ikisi, üçü biradada olanı, damlasakızlı, çikolatalı derken toplumsal kahveyle yabancılaşma evresine adım attım. Filtre kahveye dönüş yaptığımda ise yarısından fazlası süt olmayan bir kahveyi artık içemez hale gelmiştim. Cappuccino, latte bile nadir içer olmuştum. Yani anlayacağınız kahve içmiyordum aslında. Aromalı bir içecekti aradığım. Taa ki iki buçuk yıl öncesine kadar. Yine bir gün keyifli vakit geçirmek için yazarımız Bamm Bamm la Karaköy’e gittik. Kahve içmek için Coffee Sapiens’e uğradık. Bu küçük kahve dükkanına girdiğimizde barista-ki o zamanlar kahve yapan kişiye barista dendiğini bilmiyordum- bize ne istediğimizi sordu. Kararsız duruşumuzu görünce seçeceğimiz kahve çekirdekleri ile demleme yapabileceğini söyledi. O anda ikimizinde baristaya nasıl anlamsız bir şekilde baktığımızı hatırlayabiliyorum 🙂 Aklımdan o anda süratla geçenler ise şunlardı: 1. Kahve çekirdeği seçilebilen birşey miydi? 2. Kahve çekirdeği …

Türkçe gittigidiyor mu?

Referandum, Milletvekillerinin gözaltına alınıp serbest bırakılmaları, Trump’ın Özgürlükler Diyarının gerçek yüzünü yansıtmaya başlamasıyla meşgulken dünkü yazımdan ötürü epey bir eleştiri aldım GATA’dan sınıf arkadaşlarımdan… Sayemde Afganca öğrenen meslektaşım olduğunu görmek gözlerimi yaşarttı desem yeridir. Lakin 150-200 kelimeyle günü geçiriyorken üstüne yazı dilinde hatalar yapmak.. Haklılar bu konuda eksikleri gidermek gerek.. Önlem olarak yazılarıma 3 kişilik bir editör heyeti atamaya karar verdim 🙂 Aylardır Sözcü Gazetesi’nde her pazar keyifle yazısını okuduğum Oray Eğin’in önce 2 hafta yazmaması sonra da bir anda Habertürk’e transfer olması insanın kafasında soru işaretleri bırakmıyor değil… Okuyanlar bilir FETÖ karşıtı sivri yazılarıyla örgüte olan duruşunu net bir şekilde gösteriyorken bir anda Altaylı’nın köşe yazarlığını yaptığı bir gazeteye geçmesi hala kripto FETÖcülerin etkisi mi var sorularını akla getiriyor… Zamanla göreceğiz yazılarında nasıl bir evrim geçirecek ve hala aynı sertlikte yazılar kaleme alabilecek mi… İstanbul Modern bünyesindeki Antrepo 4, son sergisi “Liman”ı sanatseverlerin beğenisine sundu. Bildiğiniz üzere Bülent ve Oya Eczacıbaşı’nın 12 yıl önce Karaköy’deki ‘İstanbul Limanı’ olarak bilinen adreste açtığı İstanbul Modern’in bünyesinde bulunan Antrepo 4 binası, uluslararası standartlarda bir modern sanat müzesine dönüşecek. …

İnsan mıyız!

Günlerden Pazar… Ocak ayını da yavaş yavaş kapatıyoruz.. .Ömür, kum saatimizden tanecikler boşluğa akıyor olanca hızıyla…Bugün köşemde içimi dökmek istedim sizlere.. Siyaset yazmayayım diyorum; whatsapp gruplarında siyaset konuşmayalım diyoruz, bu grubun konusu bu değil diyoruz biri buna uymuyor sonra aykırı sesler ya da gruptan çıkmalar kopmalar oluyor. Uymak zorunda mıyız gerçekten ya da siyasete bulaşmak zorunda mıyız? Asker kökenli olmamdan dolayı oldum olası siyasetten uzağımdır. Twitterda anketler olağanca hızıyla önümüzden akmaya devam ediyor; kurtuluşumuz yok besbelli 😀 Başlığa gelirsem; ne kadar adaletsiz bir dünyada yaşadığımızla ilgili aslında. Geçen gün bahsettiğim Cafe’de oturmuş kahvaltımızı yaparken, kapalı mekanda bile üşüdüğümüzü hissedip bunu dile getirirken camın önünden kar yağışı eşliğinde elinde tekerlekli kağıt/çöp/karton ne derseniz toplayıcı çocuğun bir montu bile olmadan ince bir kazak, kulaklarında olmazsa olmaz kulaklığı-ki bu dünyadan bağını koparması için bir araç onlar için-geçerken gördüm. Herkes bulunduğu mevki konum meslek kazanç noktasından hep bi ileriye bir önündekine bakarak iç geçirdiği bi dünyada bir an olsun duraksayabilsek yavaşça arkamıza dönüp bakabilsek-ki aslında eşit insan olmamız gerekirken eşit falan değiliz- onların yerine kendimizi koyabilsek… elimizi uzatabilsek… Şartlarını …

Kadrajımda Kitaplarım ve Plaklarım

Herkese selam.. Siz bu yazıyı Cumartesi Sabah okuyacaksınız ben ise şantiyeleri dolaşıyor olacağım 🙂 Bugünkü köşe yazımda 2017 yılı içerisinde okunacaklar listeme koyduğum ve satın aldığım kitaplarımdan bahsedeceğim.. Öncelikle tarihe merakım olduğunu söylemeliyim ve kitaplarımın ana konuları hep tarih.. İlk kitap Vikings Dünyası; Stefan BRINK ve Neil PRICE editörleri, çevirisini ise Ebru Kılıç yapmış. Kitabın kalınlığı gözünüzü korkutmasın 848 sayfa lakin Vikinglere ben gibi merakınız var ise güzel bir kaynak. İkinci kitabım 25 Temmuz 2016’da kaybettiğimiz Gönlümüzün Ordinaryüs Prof’u Halil İnalcık Hocamın Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve Devlet adlı kitabı. İlk baskısı haziran 2016 da basılmış. Osmanlı Tarihinde İslamiyet ve devlet kadim bir meseleyi, usta bir Osmanlı tarihçisinin kaleminden okumak isteyenlere tavsiyemdir. Bir diğer seri olarak önereceğim kitap 19 şubat 2016’da aramızdan ayrılan İtalyan bilim adamı, yazar, edebiyatçı, eleştirmen ve düşünür, Dünya kamuoyunun gündemine Gülün Adı ve Foucault Sarkacı gibi romanlarıyla giren İtalyan yazar, aynı zamanda Orta Çağ estetiği ve göstergebilim dalının ustalarından olan Umberto ECO’nun 4 Ciltlik ORTAÇAĞ kitapları. Umberto Eco’nun danışmanlığında hazırlanan ve toplam dört ciltten oluşan Ortaçağ Ansiklopedisi’nin ilk cildi, “Babarlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar” konulu ve …

İstanbul’un En İyi 3.Dalga Kahvecileri

Kahve tutkusuyla güne uyanan, kokusuyla ilham alanlar için bu yazımda İstanbul’daki en iyi 3.dalga kahvecileri sıralamaya çalışacağım. Öncelikle adının çoğu kişi tarafından duyulmadığı, duyanların bir kısmının da tam anlayamadığı 3.dalga kahveci kavramını özet geçmek gerek. Bu konu üzerine yazılmış makale, kitaplarda bahsedildiği gibi şarap kültürünün kahvede vücut bulması gibidir. En iyi kahve çekirdekleri, nasıl demlenebilecekleri, farklı tatlarla füzyonu, yanında partner olabilecek yiyecekler gibi şeyleri kapsamaktadır. Kahve kültürü demek en özeti olur.Benim için tanımı ise kahve tutkusunun derinliklerine inen merdivenlerdir. Böyle bir akımın içinde ortaya çıkan kahvecilerin yaptıkları işlerin yaratıcılıklarının sınırlarını da oldukça genişletiyor. 2.dalga kahvenin temsilcisi Starbucks bile reserve şubeleriyle 3.dalga kahveciliğin yakınlarında dolaşmaktadır. Başarısı tartışılsa da sayıları her geçen gün artmaktadır. Dünyada bu akımın meyveleri kahveciler genelde metropol kentlerde yer alıyor. Modern yaşamın bitmez tükenmez yeni arayışını tatmin edebilecek bir öğe gibi de çıkabiliyor karşımıza. Ülkemizde de en çok İstanbul’da olmak üzere son zamanlarda ivme kazanan İzmir’de de bir çok mekan bulabilirsiniz. Her gün bir yenisi açılan bu mekanlardan 3.dalgayı en iyi temsil edenleri sıralamaya başlayıp karar vermekte işinizi kolaylaştıralım. Aldığım kahve eğitimleri ve kahve …

İstanbul Kahve Festivali

Bu yazıyı bir fincan dumanı üstünde kahvenizle okumanız şiddetle tavsiyemdir. Bu yıl 3.sü yapılan İstanbul kahve festivaline yoğun iş hayatımdan dolayı 3.gün katılabildim. 4 gün süren festivale vaktiniz varsa haftaiçi günlerde katılmanız rahat gezmek açısından daha doğru bir tercih olacaktır aksi takdirde küçük bir kahve tadımı için onlarca kişiyle sıra beklemek zorunda kalabilirsiniz. Festivale programı ve biletlerine  istanbul coffee festival adresinden göz atabilirsiniz. Biletler bu yıl farklı olarak kapıda da satışa çıktı. Geçen yıl biletix dışında bilet alınamıyordu. Davetli olarak katıldığım için bilet sorunsalını aşmıştım. Küçükçiftlik Parkta  olması ulaşım açısından harika seçimdi. Geçen yıl Haydarpaşa Garı nostaljik, romantik bir ambiyans dışında pek istenilen keyfi verememişti. Çok fazla kişi ile vagonlarda kahveyle romantizm fikri ızdıraba dönüşmüştü 🙂 Sabah giriş yaptığımızda çok fazla kişi yoktu. Güvenlik önlemleri yeterli gelmedi bana. Yüzeysel bir çanta araması günümüz Türkiye’si için oldukça cesurcaydı. Kapıdan girince karşınızda paralel uzanmış standlar bizi karşıladı. En kalabalık noktadan gezimize başladık. En kalabalık yer bilin bakalım neresiydi ? Tabii ki Kurukahveci Mehmet Efendi. Oradaki kalabalığı görünce kahve kültürü konusunda daha yolun çok başında olduğumuzu bir kez daha …